|
PE Etkisi
Mazisi asırlar ile ölçülen hisse senetleri piyasalarında, yatırım kararlarında
en geçer akçe Fiyat/Kazanç oranı ya da uluslararası piyasalardaki kısaltılmış
adıyla PE olan Price/Earnings rasyosudur. Hisse senedi değerlendirmelerinde çok
farklı faktörler ve bunlara dayalı modeller geliştirilmesine rağmen, PE halen en
çok itibar gören piyasa indikatörüdür. Bugünkü yazımızın başlığının “PE Etkisi”
olmasına ise son piyasa ortamı yol açtı. Göreceli olarak, bugünlerde durulan
piyasalarda, Fiyat/Kazanç oranlarının, önümüzdeki bir iki ay içinde piyasa
gündeminde, resesyon ya da kredi daralmasından daha etkili olma olasılığı var.
Bu yazıda, karların ya da buna bağlı olarak Fiyat/Kazanç oranlarının, bu yeni
döneme has ortamda, hisse senetlerine yatırım kararlarında nasıl etkili
olacağını tartışacağız.
FED’in son hamlelerinden sonra piyasalarda ve özellikle mali sektörde panik
havası dağıldı. FED’in müdahaleleri, iki ana hamle üzerine kuruluydu. Önce
likidite enjekte edilerek, likidite sıkışıklığı giderilmeye çalışıldı. Ardından,
sorunlu konut kredisine dayalı tahvillerin geçici olarak FED’in bünyesine
alınması ile tahvil piyasası ve oyuncularına piyasada işlerlik sağlanılmaya
çalışıldı. Bu şekilde mali sektör panik ortamından kurtulup, normal halinde
işleyecekti. Bu ise mali sektörün yaşadığı panikten payını alan hisse senetleri
piyasasını olumlu etkileyecekti. Piyasalar geçici de olsa para kazanabilecek
ortamı yakalayıp, reel kesimde yavaş yavaş görülmeye başlanılan durgunluğun
hafifçe atlatılmasına yardımcı olacaktı.
Aslında hisse senetleri piyasası açıklanmış kar rakamlarına bakıldığında çıkışa
hazırdı. Bunun ötesinde açıklanacak şirket karları, mali sektör dışında tatmin
edici düzeylerde bekleniyordu. Mali sektör dışındaki karlar
değerlendirildiğinde, Dow Jones 13000’ni aşabilirdi. FED’in hamleleri paniği
dağıtmayı başardı. Bazıları bunu “en kötüsü geride kaldı” şeklinde yorumladı,
aynen Eylül 2007’de olduğu gibi...ABD’de olumsuz çıkan verilerde resmen gözardı
edilmeye başlanıldı. Haftalık işsizlik başvuruları 400.000’ni aşmasına rağmen
piyasalar buna sert tepki göstermedi. Yani artık sadece karlara bakılarak
yatırım yapılacak ortam geri gelmişti ve kar beklentileri ise olumluydu...
Ancak son günlerde Dow Jone’un 12700 direncini aşamadığını görmekteyiz. Bir
spekülatör olan SOROS, konut kredilerinin tetiklediği mali sektör zararının 1
trilyon Dolar’a ulaşacağını söylemekte, bundan daha dikkat çekici olan ise
spekülatörü, IMF’nin teyid etmesiydi. Yani en kötünün geride kaldığını söylemek
için henüz erken...Sonraki yazılarımda bu konuya daha detaylı değineceğiz. Şimdi
önümüzdeki günlere ait senaryoyu irdelemeye devam edelim.
Yukarıda belirttiğimiz şekilde, piyasaya “tam zamanı, şirket karları iyi, al
denildi”. Karların yüksek, Fiyat/Kazanç oranının ise düşük olduğu vurgulandı.
İMKB’ye bu açıdan bakarsak 2007 yılında şirketlerin çok önemli karlar elde
ettikleri, bu karlar ile hisse fiyatlarının yukarı yönlü ciddi potansiyeli
olduğu düşünülebilir. Burada dikkat edilmesi gereken 2007 karları ile yapılacak
değerlendirmenin, 2008 için sağlıklı olmayacağı sonucudur. 2007 yılı, küresel
piyasaların likidite bolluğu etkisi ile zirve yaptığı yıldır. Likidite bolluğu,
varlık fiyatlarını ve şirket karlarını maksimize etti. Küresel piyasalarda
görülen bu etki İMKB’ye aynen yansıdı. Küresel piyasalarda genel olarak
görülmeyen bir başka etki, kambiyo karları da, İMKB şirketlerini genelde daha
karlı hale getirdi. İMKB’de birçok şirket, faaliyet karının üzerinde karı,
faaliyet dışı kalemlerden, iştirak satışından ve kambiyo karından sağladı.
Faaliyet karlarındaki artışların mütevazi kaldığı dahi söylenebilir. Yüksek
iştirak satış ve kambiyo karları ise küresel likidite bolluğunun sonuçlarıydı.
2008 yılında, küresel likidite bolluğunun, en azından tartışmasız ilk yarı için
bittiği görülmektedir. 2008’in en azından ilk yarısında İMKB şirketlerinin
karlarında azalışlar görülmesi sürpriz olmayacaktır. Bu durumda, 2007 karına
bakarak hisse değerlendirmesi yapmak, riski yüksek bir yaklaşım olacaktır. Bütün
zamanların en ünlü yatırımcısı Warren Buffett hakkında bir söylenti vardır.
Hisse karına dayalı yatırım yapan Buffett, açıklanan kar rakamı ile henüz
açıklanmamış döneme ait beklediği kar rakamlarını bir arada değerlendirmeye
alarak yatırım yapmaktadır. Bu değerlendirmede gerek açıklanan kar rakamları ve
gerekse beklenen kar rakamları yatırım kararına etki etmesine rağmen, açıklanan
kar rakamlarının, modelde daha yüksek ağırlıkta yer alması sağlanmaktadır. Bu
ise “eldeki kuş, daldaki kuş” yaklaşımına dayalı bir stratejidir. Bu ve benzeri
şekilde karlara dayalı hisse değerlendirmesinde değişik yaklaşımlar
kullanılabilir. Ancak şu anda yapılmaması gereken, salt 2007 kar rakamlarına
bağlı kalınarak hisse alımı gerçekleştirilmesidir.
GE karının geçen hafta hayal kırıklığı yaratması, özellikle dikkat edilmesi
gereken bir konudur. Senaryo, karların yatırımcıları tatmin edeceğine, bunun ise
yeni bir orta vadeli çıkış trendine yol açacağına dayalıdır. Eğer ABD
şirketlerinin karları beklenilenden kötü gelmeye devam ederse, bu senaryo rafa
kalkacaktır. Fiyat/Kazanç oranlarına dayalı bir-iki aylık alım, karlar üzerine
ABD’den olumlu haberler geldiği sürece “abartılı beklentiler” taşınmadan,
yapılınabilir.
|