|
KORKUNUN EGEMENLİĞİ
8 Ocak tarihli yazımızda yer alan öngörülerimizin tamamı, beklediğimizden daha
kısa sürede, şahsen bizi dahi kaygılandıracak şekilde gerçekleşti. Tahminlerinin
tutması kişiyi mutlu eder, ancak düşen borsalarda bu durum size karşı olumsuz
bir tavrı da beraber getirir. Bu tavır, doğal bir durum olmasına rağmen,
piyasalarda oynamanın en doğru yolu zihin berraklığı ile hareket etmektir.
Duygular değil, gerçekler size yön vermeli...
Devasa bilimsel çalışmalara rağmen ekonomide yüzde yüz isabet sağlayan bir model
henüz bulunamadı. Bu durumda tahminler ön plana çıkıyor. Tahminlerin çatışması
da söz konusu, bunun sonucu tahmin yapanlar, iyimserler ve kötümserler diye iki
ayrı gruba ayrılıyorlar. İki ayrı grubun borsaya yansıması ise boğalar ve
ayılar...
Boğa ya da ayı olmak yanlış bir seçim. Boğa piyasasında boğa, ayı piyasasında
ayı olabilenler varlıklarını sürdürebiliyorlar...
Gelelim bugünkü konumuza; 8 Ocak tarihinde İMKB’nin 48.000’ne kadar
düşebileceğini, verilerin kötü gelmesi gibi olumsuz hava yaratacak durumlarda bu
düşüşün 45.000 seviyelerine, hatta 43.500 seviyesine kadar süreceğini
belirtmiştik, endeks önce 48.000’ni test etti tutunamayınca 45.000 ve altını
gördü. Bu hareket, ABD’nin içinde bulunduğu sıkıntılı yapının tetiklediği global
bir satım dalgasının İMKB versiyonuydu.
FED 75 baz puan düşüş kararını olağan toplantısından önce açıklayınca
piyasalarda panik havası dağılır gibi oldu. Daha önce FED’in geçici bahar havası
yaratabileceğini ancak orta vadeli düşüş trendini engelleyemeyeceğini
belirtmiştik, FED müdahale etmeden önce beklediğimiz düşüş gerçekleşti. FED’in
kararından sonra bir miktar toparlanma doğal görünüyor. Ancak işler gerçekten
çok karışık...
ABD’de ekonomide belirgin bir yavaşlama var, resesyon ihtimali çok güçlü ama
hala kesin değil. ABD’nin finansal aktörlerinin mali yapısı hakkında net bir
yargıya varabileceğimiz bilgiler bulunmuyor. Aslında her şey olup bittiğinde
yeni Enron vakaları çıkabilir... Avrupa’nın finansal aktörlerinin de ABD’den pek
farklı olmadığı izlenimi gittikçe kuvvetleniyor. İspanya ve İngiltere’de
mortgage piyasası hakkında ciddi endişeler var. Asya, en büyük alıcısı ABD’nin
yavaşlamasına çözüm bulamıyor. Asya’nın türev piyasalar yoluyla ABD ve Avrupa
risklerini satın alıp almadığı konusunda net bir görüş yok...Finansal
sözleşmelerin, organize piyasalar dışında da önemli tutarları kapsayarak alınıp
satıldığı düşünüldüğünde, bu durum ayrı bir risk olarak karşımıza çıkıyor.
Belirsizliğin bu kadar yoğun yaşandığı bir dönemi ben şahsen hatırlamıyorum.
Bu durumda her şey krizin başladığı yerde yani ABD’de düğümleniyor. ABD’de, FED
ve Bush piyasalara güven verebilirse, dünya ciddi bir krizden kurtulur. FED’in
ilk hamlesi piyasalarda endişeleri dağıtmaya yetmedi, ama paniği durdurdu.
Bundan sonraki adımlar dikkatle takip edilmeli, veriler önemini korumaya devam
ediyor. Verilerin olumsuz gelmesi değil, beklenenden daha iyi gelmesi, piyasalar
açısında önem taşıyor. Çünkü verilerin olumsuz gelmesine piyasalar alıştı...
İMKB’ye ne olur diyorsanız; tek cümle ile dünya piyasaları ile beraber hareket
eder derim. Hükümet ve TCMB olumsuz gelişmelere hazırlıklı olduklarını
göstermeliler. Ancak bu sadece beyanat ile olmamalı...
Son söz: Mezarlıkta ıslık çalmak, ortamı daha güvenli hale
getirmez...
|