|
KALE DÜŞTÜ!
Bugün, global piyasalarda geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ciddi belirsizliklerin,
yavaş yavaş nasıl berraklaşmaya başladığını irdelemeye çalışacağız. Finansal
piyasalarda belirsizlikler birbirine bağlı olup, zaman zaman biri diğerinin
tetikleyicisi konumundadır. Bu analiz önümüzdeki günler açısından özellikle bu
yönüyle önem taşıyor.
Geçen yıl yaz ayları başında bütün dünya borsalarında ciddi yükselişler
görülüyordu. Global yükseliş trendi ivme kazanmıştı. Herkes gayet iyimserdi ve
dünya az rastlanır bir büyüme döneminde olduğundan “subprime endişeleri”
görmezden geliniyordu. Geri planda ne derece kırılgan bir yapı olduğu Ağustos
ayında ortaya çıktı. ABD’de mortgage ödemelerinde algılanandan daha ciddi
sıkıntılar olduğu ve bunun ileride daha da büyüyeceği endişesi aniden paniğe yol
açtı. Varlığa Dayalı Menkul Kıymet olarak adlandırabileceğimiz, mortgage
kredilerine dayalı tahvil piyasası işlemez hale geldi. Bağlı olarak finansal
kuruluşlar ciddi sıkıntıya girdiler. Finansal kuruluşlar, bu tahvilleri
alım-satım amaçlı ellerinde tutuyorlardı. Ayrıca bu tahvillerin borçlusu
olmaları, ciddi bir açmaz içine girmelerine yol açtı. Yeni tahvil çıkarmaları
zorlaşırken, elde tuttukları tahvillerde satılamaz hale gelmişti. Ödeme planları
alt üst olmuştu. Piyasada güven kalmadığı için likidite krizi çıktı. FED imdada
yetişti, faizlerin düşüşü ve piyasaya likidite enjekte edilişi problemin
atlatıldığı izlemini verdi. Ancak endişeler devam ediyordu...
Finansal piyasalarda bu gelişmeler gözlemlenirken, ekonominin geri kalanında
işler yolunda görünüyordu. Bu görüntü ise güçlü tüketim sayesinde elde edildi.
Genel kanı; güçlü tüketim, karları, bağlı olarak yatırım ve istihdamı arttırdığı
için büyüme sıkıntılı finansal sektöre rağmen devam ediyordu. Finansal sektörde
yaşanan sıkıntılar petrol zengini ülkelerin bu sektöre sermaye enjekte edişi ile
ortadan rahatlıkla kalkabilirdi ve son dönem artan petrol gelirleri bunun
gerçekleşmesine zemin hazırlamıştı.
Tüketim; ABD’nin GSYİH’nın % 70 olduğundan, ekonominin atar damarı konumundaydı
ve ABD halkı Ağustos’ta yaşananlara rağmen tüketmeye ara vermedi. Bu durum
piyasada ciddi görüş ayrılıklarına yol açtı. İyimserlere göre güçlü tüketim,
büyümenin devamı demekti. Veriler tüketim ve istihdamın güçlü olduğu yönünde
geliyordu. Gerçekten, tüketim, finansal sektördeki kaosa rağmen GSYİH’nın
büyümesine yol açıyordu. İyimserler kazanır gibiydi. Bu tabloda Dow Jones, Ekim
ayında hızlı bir yükseliş daha yaptı. Bu hızlı yükselişin ardından soluklanma
dönemine girildi. Soluklanma döneminde istihdam verileri aniden işsizliğin
arttığı yönünde gelince, görüş ayrılıkları adeta zirveye çıktı.
Aralık ayı ABD ekonomisi için en yoğun tüketimin yaşandığı dönemdir. Bu dönemde
thanksgiving, christmas ve yeni yıl yüzünden uzun tatil ve alışveriş ortamı
doğar. Bu dönem doğal olarak tüketicinin gelecek yıla yönelik test edileceği bir
dönemdir. ABD perakende satış şirketlerinin satışları genelde geçtiğimiz Aralık
ayında beklenenin altında kaldı. ABD’de kredi kartları ve araba kredileri
dönüşlerinde ciddi erozyon görülmeye başlanıldığı duyuruldu. Problem konut
piyasasının dışına taşmıştı. Kısaca ABD’de tüketim parlak dönemini geride
bırakmıştı. İyimserlerin sesi, soluğu kesildi. Kale düşmüştü...
Piyasalarda bu gerçeğe bağlı olarak bir geri çekilme yaşanacağı belliydi. ABD
bunu piyasalarına gecikmeden yansıttı ve yansıtmaya devam ediyor. Düşüşün bu
seviyelerde kalmayacağını ve gevşemenin Dow Jones’da 12.000 altının görülmesine
kadar devam edeceğini tahmin ediyoruz. FED’in bu ortamda geçici bahar havası
yaratma dışında trend üzerinde bir etkisi olmayacağı kanısındayız. 21. yüzyılın
başında, İMKB dünyadan, global finansal piyasalarda ABD’den bağımsız
olmadığından, paralel hareketleri İMKB’de de göreceğiz.
Sinan PİRİMOĞLU
|