|
Piyasaların Moralini Düzelten 3 Gelişme
Oldukça gerilimli bir haftayı fazla bir kayıp vermeden geride bıraktık.
Borsalar, yukarı yönde gitmeye çok istekli gözüküyor. Aslında haftaya moralsiz
başlayan piyasalar, ikinci gün yakaladığı pozitif havayla, hafta boyunca
yükseldi. Dalga boyu, Almanya ve Amerika'da %4, bizde ise %9.5 düzeyinde
gerçekleşti.
Geçtiğimiz hafta boyunca piyasaların moralini yükselten üç önemli gelişme
olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi; Almanya'da Zew Endeksi'nin beklenenden iyi
gelmesiydi. Bu piyasalara ciddi moral oldu. Beklenti endeksinin şubat ayında
eksi 45'e gerilemesiydi, ancak eksi 39 geriledi. Bu rakam Almanya ve Avrupa'nın
ekonomik gidişatının kötüyü aşmak üzere olduğuna işaret etti. Zew Endeksi'nde,
2008 yılının ortasından itibaren ihtiyatlı toparlanma görülüyor. Ancak yine de
endeks, tarihi ortalaması olan 30,7'nin çok altında. Buna da dikkat etmek
gerekiyor.
İkinci gelişme, Berkshire Hathaway Fonu'nun sahibi ünlü milyarder yatırımcı
Warren Buffet'ın sıkıntı yaşayan tahvil sigorta şirketlerini satın almak için
800 milyon dolarlık teklifte bulunmasıydı. Bilindiği üzere, tahvil
sigortalayıcıları MBIA, Ambac ve FGIC'ın sermaye sıkıntısına düşmelerinden
dolayı AAA olan kredi notlarının kredi derecelendirme kuruluşları tarafından
düşürülmesi olasılığı piyasaları baskı altına almıştı. Özellikle MBIA ve
Ambac'de not düşüşü yaşanırsa, bu şirketler ciddi bir biçimde zarara
uğrayacaktı. Bu durumda bankacılık sektörünün zararı da artacak elbette. Buna
rağmen Buffett'ın önerisi tahvil sigortalayan şirketler tarafından hoş
karşılanmadı. Zira öneri yalnızca fazla riskli olmayan belediye tahvillerini
kapsıyor. Hem de bunun karşılığında, şirketlerin aldığı risk priminin yarısını
talep ediyor. Ambac öneriyi ilk reddeden şirket oldu. Diğer iki büyük tahvil
sigortacısının da bu öneriye soğuk baktıkları görülüyor. Ancak bu konuya da acil
çözüm bulunması lazım. Eğer sigorta şirketleri
sermaye açıklarını kapatamazlarsa not düşüşleri kaçınılmaz görünüyor. Bence bu
şirketlerin kendilerini fonlayabilmeleri için iyi bir fırsat olabilirdi.
Konu, Bernanke veya ekonomik büyüme ile ilgili tüm diğer gelişmelerin önüne
geçmiş durumda. Gelişmeler piyasalar tarafından yakından izleniyor ve gelen
haberlere çok sert tepki veriliyor. Buradan gelecek haberleri yakından izlemekte
yarar var.
Üçüncü ve en önemli gelişme ise; ABD'de ocak ayı perakende satış rakamları,
aralık ayındaki yüzde 0.4'lük düşüşten sonra ocak ayında beklenen yüzde 0.2-0.3
düşüşün üzerinde gelerek yüzde 0.3 artmasıydı. Perakende satışlar, ABD'de
ekonomik birimlerce çok önemsenmektedir. Sürpriz bir şekilde beklentilerden çok
iyi gelen veri, piyasaların moralini ciddi düzeltti. Geçtiğimiz aylarda
gerçekleşen faiz indirimleri ekonomide ki beklentileri yavaş yavaş değiştirmeye
başlıyor.
İçeride de önemli iki gelişme vardı. Birincisi, Merkez Bankası’nın borçlanma
faiz oranını % 0,25 puan indirerek yüzde 15,25'e düşürmesiydi. İndirim daha önce
piyasalar tarafından fiyatlandığından piyasaları fazla etkilemedi. Dikkat
edilmesi gereken gelişme, faiz kararını açıklarken MB’nin, söze büyüme
cephesinden başlamasıydı. Toplam talep koşullarının enflasyonla mücadeleye
desteğinin sürüyor olması MB açısından önemli. Gıda ve enerji hariç enflasyona
bakmaya devam eden MB, orta vadede enflasyonun hedefe yakınsayacağı varsayımını
koruyacağını anlıyoruz.
Benim tahminim, bundan sonraki süreçte MB'nin faiz kararları, veri akışına
bağımlılığını sürdürecektir. MB, Eylül ayından beri sürdürdüğü faiz
indirimlerinin etkisini görmeye çalışarak ne zaman ara vermesi gerektiğini
hesaplamaya çalışıyor gibi görünüyor. Fakat büyüme cephesindeki endişeler de
devam ediyor. Faizler 25 baz puanlık indirime rağmen reel anlamda yüksek olmaya
devam ediyor. Bu nedenle kur cephesinden bir baskı gelmediği sürece, Mart'ta da
bir faiz indirimi daha yapılacağını düşünüyorum.
İkincisi ise, uzun süredir yatay seyreden para girişinin bu hafta artış yönünde
hızlanmış olmasıydı. Yalnızca perşembe günü 100 milyon YTL'nin üzerinde bir para
girişi gerçekleşti. Para girişinde başı yine bankacılık hisseleri çekti. Zira
düşüşte de en çok düşen bankacılık hisseleriydi zaten. Birde yabancı yatırım
bankalarından Merril Lynch’in Bankacılık sektörü hisseleri için yayınladığı
raporda Garanti Bankası için portföy ağırlığını arttırması bankacılık
hisselerine yönelik alımları hızlandırdığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz
haftalarda, mali sektör hisselerinin diğer sektörlere göre daha çok düşmesinin
nedeni, sektörün zor durumda olmasından değil, yurtdışında mali sektör
hisselerinde yaşanan depremdi. Yurtdışında, fiyat kazanç oranları neredeyse
yarıya düşmüş bankacılık sektörünün yanında, bizim bankalarımızın yüksek fiyat
kazanç oranlarından işlem görmesi pek kabul edilebilecek bir durum değildi
yatırımcılar açısından. Dolayısıyla en çok gerileme de bu hisselerde görüldü.
Şuan ki yükselişte de en çok mali sektörde bir toparlanma görülecektir.
Bu çerçevede önümüzdeki dönem için İMKB Endeks 100'e baktığımızda, ilk hedef
48,500 olarak görünüyor. Ancak oraya ulaşmak için bu hafta yaşanan iyimser
havanın önümüzdeki haftalarda da devam etmesi gerekmektedir. Zira piyasalar çok
tedirgin ve çok oynak (volatilitesi yüksek). En ufak kötü habere çok hızlı ve
kötümser reaksiyonlar veriyorlar. Dolayısıyla bu seviyelerde bir süre daha yatay
kalmamız önemli. Eğer piyasalar bu seviyelerden tekrar aşağı sert bir şekilde
dönerse, bu sefer 42,500 desteği kırılarak, 38,500 kadar geri çekilme
görülebilir. Bu durumun gerçekleşmemesi için gereken şey ise, yurtdışından
gelecek iyi haberlerle sağlanacak para girişinin devam etmesi. Dolayısıyla yeni
alımlar için önümüzdeki iki hafta yapılacak incelemeler çok önemli olacak gibi
gözüküyor.
|